Bugün saat 14:00’te oturduğum masadan, saat 21:00’de, hesaplara bir çözüm bulamadan “yeter artık” diyerek kalktım. Ama çözüme ulaştıramadığım problem hâlâ zihnimde, kendi kendine bir yol aramaya devam ediyor.
Oldum olası matematikle ve sayısal problemlerle uğraşmayı severim. Ancak belli bir saatten sonra beyin adeta patlama noktasına geliyor; bulduğu çözümleri beğenmiyor, geri itiyor. Bu süre içinde belki on farklı Excel tablosu hazırlamışımdır… Yaptım, bozdum; yeniden yaptım, yine bozdum. Ama netice: “sıfır.” Sonuca ulaşamadığım gibi zihnim de karmakarışık oldu. Çünkü hesaplarda yapılması gereken düzeltmeyi geriye dönük on ay boyunca uygulamam gerekiyor ve bunu en pratik yoldan nasıl çözebileceğimi bulmaya çalışıyorum… Artık gerçekten sıkıldım.
Biraz kanepeye uzanıp kitap okumayı denedim, ama odaklanamadım. Sonra müzik açıp gözlerimi kapattım; zihnimi biraz olsun hafiflettim. Aklımdan geçenleri yazmaya karar verdim… İyi de geldi.
Aslında bir–iki haftalığına bir seyahate çıkıp zihnimi tazelemeye ihtiyaç duyuyorum. Yurtdışı bir yolculuk daha da iyi olur. Çünkü ülkeden uzaklaştıkça, insanın zihnindeki yükler daha kolay siliniyor; beyin adeta temizleniyor. Başka diyarlarda, başka bir hava soluyorsun ve geri döndüğünde her şey daha berrak, daha güzel görünüyor. Nereye olduğu çok da önemli değil; havası, insanları farklı olsun yeter.
Belki de mesele sadece çözüm bulmak değil… Bazen zihni zorlamak yerine onu biraz dinlendirmek gerekir. Çünkü bazı cevaplar, en çok üzerine gitmediğimizde kendiliğinden belirir.
Şimdilik biraz mesafe koymak, zihnin dağınıklığını toparlamasına izin vermek en doğrusu gibi…
Kim bilir, belki de aradığım çözüm, tam da bu sessizliğin içinde kendini gösterecek.