Tüm Alıntılar
Okurların paylaştığı ilham verici alıntıları keşfet
“Devletin temel yasalarına karşı işlenen suç vatana ihanetle aynıdır!"
Kendine güzel tutkular edinmiş insan mutludur. Sınırsız mutluluğu her saat, her dakika büyür, on katına çıkar ve o insan ruhunun dipsiz cennetinin derinliklerine, daha derinliklerine iner.
Başka birine hizmet ediyorsak, Tanrı' ya hizmet ettiğimizi düşündüğümüz için yapıyoruz bunu, yoksa kimseye hizmet etmezdik. Kimileri sözle, kimileri yaptıklarıyla hizmet eder Tanrı'ya.
Yaradılış yönünden erkeğe oranla ne kadar güçsüz ve zayıf olursa olsun, kadın bir an gelir değil erkekten, dünyadaki her şeyden daha sert ve katı oluverir.
Yalnızlık cimriliğıni besledikçe beslemiş, artırmıştı. Bilindiğı üzere, cimrilik, kurt gibidir yedikçe daha çok yemek ister, doymak bilmez.
"Yaşamı güzel kılan, insanların birbirilerinin yüreklerini ısıtmak için bulabilecekleri iyilik dolu sözcüklerdir."
Hayatın anlamını kavramak için gerekli olan gücü ancak insanlara karşı duyulan sağlam ve coşkulu bir sevgiyle bulmanın mümkün olabileceğini hissediyordum. Kendimi düşünmeyi bırakıp, insanlarla daha yakından ilgilenmeye başladım.
Bilindigi üzere bir insan mutluyken kafası pek çalışmaz.
Huzur dolu enfes bir his, memnuniyet hissi, bütün varlığına yayılır; insan bu hisse gark olur; kişisel yaşantının bilinci kaybolur - kötü eğitimli şairlerin dediği gibi, katıksız mutluluğa kavuşur.
"Yalan en az hakikat kadar yaşamın parçasıdır, belki daha bile fazla."
"İnsan yaşadığı ânın farkına varamıyor; zaman geçtikçe duyuyor geçip gidenlerin sesini."
Tıpkı eskisi gibi, içinde bir öfke kabarmaya başlıyor, ama bu öfke sevgiye mağlup oluyordu.
Elin tehditkârlığına karşın, sesi güven aşılıyordu. Öte yandan, sesin güven vericiliğine karşın, el alabildiğine tekinsizdi. Eziyet çekiyordu; bu el ona dokunmuş, içgüdülerine saygısızlık etmişti
Hızlı öğreniyordu. Eşyanın tabiatı gereği, ona bahşedilmiş hayatın alışılmadık ölçüde haşin koşulları altında hayatta kalmak için, hızlı ögrenmesi şarttı.
Zira her arzularının arkasında, o arzunun gerçekleşmesini sağlayan, can yakan, tokatlar ve sopalarla, fırlatılan taşlar ve sızlatan kırbaç darbeleriyle desteklenmiş bir kudret vardı.
Korku: Vahşi tabiatın, hiçbir hayvanın kaçamayacağı, ne yapsa kurtulamayacağı mirası.
Yalnızca kendi kendine ya da denizle konuşmaktansa konuşacak birinin olmasının ne kadar hoş olduğunu fark etti. "Seni özledim" dedi.
Ama insanoğlu yenilgi için yaratılmamıştır" dedi. "İnsan yok edilebilir ama yenilemez."
Kanıtladığı binlerce seferin hiçbir anlamı yoktu. Şimdi tekrar kanıtlıyordu. Her sefer yeni bir seferdi ve bunu yaparken asla geçmişi düşünmezdi.
Güneşin batışı tüm balıklar için zor bir vakittir.
Denizi, insanların, onu sevdiklerinde, İspanyolca adlandırdıkları gibi “iyi huylu”olarak düşünürdü daima. Onu sevenler kimi zaman hakkında kötü şeyler söyler ama daima sanki bir kadınmışçısına söylenir bunlar.
Bu işçilerin ne pahasına olursa olsun, açlığa, yokluğa, zulüme yeniden dönme pahasına da razıyım, hemen ülkeye dönmelerini isterdim. Hiçbir zulüm ve kötülük insanın insanı aşağılamasından daha beter olamaz.
Dünya birbirini besleyen bin çiçekli, bin renkli bir kültür bahçesi olmuştur. Her kültür, geçmiş kültürlerin gübrelediği birikim topraklarının bir kültür çiçeği olmuştur. Bilinçli ya da bilinçsiz bu büyük kültür bahçesinden bir çiçeği yok etmek, insanlıktan bir rengi, bir kokuyu, bir güzelliği, bir yaratıcılığı almakla bir tutulmuştur.
Düşünmek, tıpatıplaşmanın dışına çıkmak demektir. Düşünmek, kişiliği olmak demektir. Düşünmek, en küçük anlamda, var olmak demektir. Ve insanlar düşünmeyi öğrendikleri zaman, dünyayı tarttıkları, ölçtükleri biçtikleri zaman, birtakım çıkarcıların, insanları yüzyıllardan bu yana köle olarak kullananların, ya bu çeşit, ya da şu çeşit, çanlarına ok tıkandı, demektir.
Tecrit edilmiş ruhunun bir asi kesileceğini nerden bilebilirdim. Şu da var ki her insan günün birinde kendi sürgününü yaşayacak. İnkar edilemez.
Kendin olabilmek için dayanaksız kalman gerekir. Ben gibi başından beri çemberin dışında kalanlar içinse sürgün yaşam boyuydu. Sürgün doğup sürgün ölmek.
Avrupa’yı görmek ve temel kültürünü anlamak için üç şehri, Floransa, Roma ve Prag’ı göreceksin. Asya kültürünü anlamak için de, Bursa, İsfahan ve Lahor..
Ne Troya'nın zenginliği, ne de Apollon'un Pytho'daki mermer tapınağında saklı olan hazineleri. Canın sığır ya da koyun mu çekti; yakalar getirirsin. Üçayakları, kızıl yeleli atları satın alırsın. Ama ya tatlı can! Dişlerinin arasından bir kez çıktı mı bir daha ne savaşla geri gelir, ne de parayla!
Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.
"Düşüncelerinin ikiye bölündüğünü seziyorum. Sen utancın egemen olduğu parçana kulak vermişsin. Oysa bir de değişmek isteyen parçan var. Bu parçan, senin farklı bir yaşam sürmeni istiyor.
Kelimelere âşık olduğunuzu görüyorum.
Onlarla dans etmeyi seviyorsunuz. Oysa kelimeler yalnızca not düşmeye yarar.
Melodiyi oluşturan, fikirlerdir. Yaşamımızın çatısını da fikirler oluşturur.
Ey can, sana aklı niçin vermiş veren?
Kendini bil, yolunu bul yitip gitmeden.
Baykuş gibi ne gezersin viranelikte,
Yerin Akdoğan gibi sultanın eliyken?
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Ama sen neyimsin ki benim, sen ki beni asla, asla tanımadın, bir su birikintisinin yanından geçer gibi geçip gittin yanımdan, bir taşa basar gibi üzerime basıp gittin, gittin, hep gittin ve beni hiç bitmeyen bir bekleyişe mahkum ettin.
bir kızın, bir kadının yüzü bir erkek için inanılmaz değişken olmalı, zira bu yüz çoğu zaman kâh bir tutkuyu, kâh bir çocuksuluğu, kâh bir bıkkınlığı yansıtan bir aynadan başka bir şey değildir ve aynadaki görüntü gibi hızla silinip gider.
İnsanlarla iç içe olmak, insanı kendini gözlemlemeye teşvik eder.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Tüm insani hatalar sabırsızlıktan, amaçla ilgili olanın zamansız kesintiye uğratılmasından ve sözde sorunun sözde bir çitle çevrilmesinden doğar.
Ardındaki çirkinliği saklayamayan bir yüz ile ne kadar güzel olduğunu keşfetmek için maskesini kaldırmam gereken bir yüz gördüm.
Kırışmış, ama hiçbir anlam taşımayan bir yüz ile üstünde her şeyin apaçık göründüğü yalın ve yapmacıksız bir yüz gördüm.
"Hayatımızın daha güzel bir gelecek gibi bir hedefi olmasaydı, çok çekilmez olurdu."
"Ne olursak olalım, var olmaya devam edeceğiz."
Sen bana "Rüzgâr batıya doğru esiyor," dediğinde,
"Evet, batıya doğru esiyor," derim; çünkü ruhumun rüzgârın hafifliğine değil, denizin derinliğine sahip olduğunu bilmeni istemem.
Ortalıkta gözükmese de iyi olan bir insanın varlığı, görünür olan ama sadece iyilik taslayan pek çok insanın varlığından daha iyidir.
Ancak, kimi insanlar, ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar.
Yalnızca tutkunun ne olduğunu hiç bilmeyen insanlar, nadiren bu duyguyu tattıklarında, belki de bu kadar çığ gibi ani, kasırgaya benzer tutku patlamaları yaşıyorlar: O anda yaşanmamış yıllar, kullanılmamış güçlerin biriken öfkesiyle birlikte insanın göğsüne yumruk gibi iniyor.
Cesaretle arzusunun peşine takıldığı için ona bir ölçüde saygı duyuyorum, ancak bugün olmasa bile yarın kesinlikle çok mutsuz olacağı için onun adına üzülüyorum.
Hastalar yastıklarını düzelten elin saf olup olmadığını, ölüm döşeğindekiler alınlarına değen dudakların günahın öpücüğünü bilip bilmediğini sormazlar.
Entellektüel genellemeler her zaman ilginçtir, ama ahlaki genellemeler hiçbir anlam taşımaz.
"Tanrım sen beni dostlarımdan koru, ben düşmanlarımla baş edebilirim."(Tanrım sen bizi bizimkilerden koru, biz Rumlar hatta Avrupalılarla baş edebiliriz)
'Çağdaş demokrasi' tanımı artık şöyle yapılmaktadır: Farklılığın kabulü, içe sindirilmesi ve onun yönetilmesi.
Askerlik, işlerin yönetilmesi değil, insanların sevk ve idaresi sanatıdır. İnsanlar ancak umutları, düşünceleri doğrultusunda sevk ve idare edilebilirler.
Asker ateş eder, ortaya çıkacak kaosu diplomatlar çözerdi. Cumhuriyetin ve Gazi'nin subayı Kubilay gibi olanlardır.
Asker askerdir, diplomat diplomattır.
'Akıl oyunları'nı 'Akıllı oyunlar' bozar. Kediye 'komplo' kurup kediyle gösteriye kalkışanlar, yani 'akıl oyunu' yapanlar, kedinin yaradılış kodlarındaki 'akıllı oyununa' karşı yenilmeye mahkumdurlar.
Çünkü ölmüş bir kadın savunmasız bir kadındır; artık onun hiçbir etkisi yoktur; artık ne isteklerine saygı duyulur, ne zevklerine; ölmüş bir kadın hiçbir ıstekte bulunamaz, hiçbir saygı bekleyemez, hiçbir iftirayı çürütemez. Ona karşı hiçbir zaman öldüğü zamanki kadar acı veren, o kadar işkence eden bir merhamet hissetmemişti.
"En büyük yaşam engeli, yarına dayanıp bugünü tüketen beklentidir."
"Omnia bona mea mecum porto."
(Benim için iyi olan her şeyi kendimde taşıyorum.)
Herkes bir başkası için tükeniyor.
Kendimi yeterince iyi olmayan bir şeye teslim etmektense, en güvenilir olanı seçmeyi tercih ederim.
Bir şeyin gerçek ve canlı olduğunu teyid eden o ezici his, içimi ürpertti.
Bataklık bataklıktır. Çok derin olmayanı bile sürekli tuhaf kokar.
Derken öpüyorum onu, sarı yıldızlar demetinin, soğuk ve parlak ışık parçası sürüsünün üzerinde, fevkalade karanlık bir deniz var ve müthiş bir rüzgâr, iri ve nazikçe ağaçların yapraklarına vuran serin bir havayı sürüklüyor, ortalık sessizliğe bürünüyor, mucizeler gerçekleşiyor ve ben, yeni bir hayretle bir acayip ve sevinçli, aniden içime dolan güçle çocuksu hissediyor, aşkla ve coşkuyla büyümüş gözlerle benimkine çok yakın duran bu azimli, sevimli ve öylesine gerçek yüze bakıyorum.
Ve ben, deniz fenerinden ışıl ışıl, döne döne, keskin bir parlaklık yakalayarak gelen ve zayıf yanağınla ince çenenin korkunç güzelliğini gölgeleyen, seni, sırf tekrar yakalayabilsin diye, karanlığın kollarına bırakan ölçülü ışıkla karanlığın içindeki yüzünü hatırlıyorum
Bu deftere uzun zamandır yazmıyor olmamın sebebi kısmen kafamdan yazıya dökecek tek bir makul, tutarlı düşünce geçmemesi diyebilirim. Zihnim, iğrenç derecede açık, bir benzetme yapmam gerekirse, atık kåğıtlarla, saç telleri ve çürümekte olan elma koçanlarıyla dolu bir çöp tenekesi gibi.
Sosyal ilişkilerim yerlerde sürünüyor. Umursadığım hiç kimse yok ve bu hissin karşılıklı olduğu aşikår. Bir insanın diğerini cezbetmesini sağlayan nedir? Geçen yıl çeşitli nedenlerle benimle olmayı isteyen bir adam vardı.
Görünüşüme güveniyordum, cazibeme güveniyordum ve egom doymuştu.
Sıradan bir sineği toplu iğnenin ucuna geçirip mikroskop altında inceleme fırsatını kaçırmayan doğa gözlemcilerinin bile dikkatini çekmeyen, ilginçliği bulunmayan değersiz biriydi, kayboldu.
Verdiği karardan sonra sanki varlığı, hayatı değişmiş sanki başka bir kişi artık ona arkadaşlık ediyordu, sanki artık yalnız değildi, sanki hoş bir kadın hayat yolunu onunla birlikte yürümeye razı olmuştu..
İnsanoğlunda ne kadar çok insanlık dışı, zalimce şeyin bulunduğunu, bütün dünyanın asil ve dürüst biri olarak tanıdığı herhangi bir kişinin içinde bile gizliden gizliye nice vahşi barbarlığın saklı olduğunu görerek ürperdi.
Sözcüklerinde ve bunları söyleyişindeki ses tonunda garip bir şey saklıydı. Bu sözlerde merhamet duygusu önünde diz çökme, merhamete çağrı gibi bir tını seziliyordu.
Ben hasta bir adamım. Hayır, bedenim degil, ruhum hasta, beynim hasta. Bütün değerlerimi kaybettim sanki.
Hiçbir şeyi umursamıyorum.
Geçmişte budalaca, işçi sınıfından üst seviyedeki, şık giyimli insanların hep zeki ve güzel şeylerden anlar olduğunu sanırdı. Güzel giyimle kültürün atbaşı gittiğini ve üniversite eğitimiyle bilginin aynı şey olduğunu düşünerek yanılmıştı.
Dünyanın güçlülere ait olmasına şaşmamak lazımdı. Köleler kendi köleliklerine saplantılı şekilde bağlanmıştı.
Devletten hiçbir beklentim yok. Tek beklentim, at sırtındaki kuvvetli adamın, devleti bu kokuşmuş beyhudeliğinden kurtarması...
Ben kendi beğenimi insanlığın ortak yargılarına göre
şekillendiremem.
Eğer bir şeyi beğenmiyorsam beğenmiyorumdur.
Açlık çekerken, aklı dünyadaki binlerce aç insandaydı, ama şimdi karnı doymuşken, aç insanları düşünmeyi bırakmıştı. Onları unutmuş, sevdalı bir adam olarak, dünyadaki saymakla bitmez onca sevdalıyı hatırlamıştı.
Ruth ona en sevdiği şiirleri okurken Martin zevkten mest oluyor, cennetin en üst katına çıkıyordu.
Haritası ya da pusulası olmadan yabancı denizlere sürüklenmiş gemi gibiyim. Ama şimdi artık ben de yönümü bulmak istiyorum.
Çünkü korku-insanın ilk ve temel duygusudur; korkuyla açıklanır her türlü ilk günah ve ilk Erdem. Korkudan doğdu benim erdemim de, bilim deniyor ona.
Ama mutluluktan deli olmak mutsuzluktan deli olmaktan daha iyidir,hantal dansetmek aksak yürümekten daha iyidir.Bu yüzden öğrenin şu bilgelik sözümü: En kötü şeyin bile iki iyi ters yüzü vardır.
Her şey gider,her şey geri gelir; varlık çarkının dönüşü bengidir.Her şey ölür,her şey yeniden çiçeklenir,varlığın yılı ebediyen sürer.
Kiminin yalnızlığı hastanın kaçışıdır; kiminin yalnızlığıysa,hastalardan kaçıştır.
Her dürüst adım sesini duyurur; oysa kedi sinsice yürür.
Merhametli olmam gerekirse, öyle anılmak istemem; eğer merhamet etsem de bunu uzaktan yapmak isterim.
Erkek korksun kadından, kadın sevdiğinde: o zaman herşeyi feda eder kadın ve başka hiçbir şeyin değeri kalmaz gözünde.
En çok kimden nefret eder kadın? -Demir şunu söyledi mıknatısa: " En çok senden nefret ediyorum, çektiğin için, ama kendine çekecek kadar da güçlü olmadığın için."
İnsanın sevilecek yanı bir öteye-geçiş ve bir batış olmasıdır.
Severim kendi erdemini seveni; çünkü Erdem yok olma istemi ve bir özlem okudur.
Severim ruhu harcanıp gideni, ne teşekkür bekleyen ne de etmek isteyeni: çünkü hep armağan eder ve kendisini esirgemek istemez o.
Yüksekleri amaçlayanın ortalamanın üstüne çıkabileceğini ama ortalamayı hedefleyenin büyük ihtimalle onun altına düşeceğini bilerek hareket etmeye çalışmıştım.Dilemek, umut etmek yoktu, yapacağım demek ve gereğini yapmak vardı benim için.
Bilgi önemlidir elbette ancak esas önemlisi bilgeliktir.Bilgelik bildiğini yaşamaktır. Bileceksin ve yaşayacaksın! Söz sahibinden ayrı gitmeyecek. Konuşmak bilgelik değildir, bilgelik bildiğini yapmaktır.
Ego sum qui sum…”Neysem oyum!”dedi.”İnsan”ın nitelikleri ile “insan”ın nitelikleri arasında dağlar kadar fark vardır. Bu sebepten yolculuğunda sadece örnek ol ve benzet ama benzeme, dedi.
Her şeyin mutlaka bir ikizi vardır evrende. Super simetri kanunu bize bunu öğretir.Aklıma eski metinlerde yer alan, “Işıltılı çiftinin sesini duyamayan, maddeye gömülenlerdir” ibaresi geldi. Her insanın bir ışıltılı çifti vardır deniyordu demek ki bizler karanlık kesim ile irtibat halindeyken ışıltılı dublemiz aydınlık ile irtibatta.
Gelecek saf potansiyeldir; gerçekleşmediği sürece ondan emin olamazsın. Geçmiş saf gerçekleşmedir; olmuştur.Artık onunla ilgili bir şey yapılamaz.
Daha çok farkında oldukça tüm telaşın giderek yavaşlar.Daha zarif hale gelirsin. İzledikçe geveze zihnin daha az gevezelik yapar çünkü gevezelik haline gelen enerjin dönüşür ve farkındalık halini alır; o aynı enerjidir.
Dağları yerinden oynatacak kadar büyük imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim.
Duruş ne kadar gösterişsiz ve vakursa o kadar güzeldir.
Çünkü aşk, hayatın asıl özü, esas gayesidir. Mevlâna’nın bizlere hatırlattığı üzere, gün gelir, herkesi, ondan köşe bucak kaçanları bile, hatta “romantik” kelimesini bir suçlama gibi kullananları dahi kıskıvrak yakalar aşk.
İnsan-sever değil de insan-seçer bir yapım vardı. Sosyalleşeceğim, sohbetim ile emek vereceğim insanı iyice eleyip seçerdim. Ne demiş eski üstadlar: “incileri domuzların önüne, gülleri eşeklerin önüne dökmeyin”. Vasattan hasat beklemek elbette hayal olduğundan, sahip olduğum en kıymetli şey olan zamanı onu hak edenlerle değerlendirmeyi tercih ediyordum.
İnsanın içinde ona yön veren iki güç vardı. Biri kısık sesle ona güzellikle yön gösteren ve artık körelmiş yaratım isteği, diğeri ise ne yapmak, yazmak, bir şekilde bir eser halinde getirmek istese ona engel olmak, unutturmak için çabalayan ve düştüğü karanlıkta ruhunu emen kirli, sisli yandı. Örneğin, “ Kitap yazmak için uğraşacağına hiç eziyet çekme aç televizyonu, sabahtan akşama aptal kutusuna bak!” diyordu.
Özgürlük, her gün ve yeniden bütün ezberleri bozmak ve yalnızlığı göze almak demek zaten. İşte, ezberlerini bozabilenler ve yalnızlığı göze alabilenler esir değiller, onlar gerçekten özgürler.
Gerçek ve büyük başarılar mutlulukla tanışamaz
Kötü belleğin yararı, kişiyi aynı iyi şeylerin tadına bir kaç defa ilk kez vardırmasıdır.
Kişi diliyle yalan söyler, ama ağzıyla ve suratıyla gene de doğruyu söyler.
Aşk ve nefret kör değillerdir; ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yüzünden kör olmuşlardır.
Emek var, emek var.Bir yanda bir yük beygirinin ya da kemikleri çıkmış cılız bir atın ilkel emeği; diğer yanda makul,bilgiyle düzenlenmiş emek; bilgiyle on kat, yüz kat,bin kat güçlendirilmiş emek. Bir yanda zincire vurulmuş bir serfin zorunlu, başka insanların yararına, başkalarının elinden emek; insanı ezen emek.Diğer yanda güçlü,canlandırıcı bir emek; serbest ve kendine yeten,canlı ve yaratıcı, kartal kanatlı emek.
Tüm yoksulluğa, imkansızlıklara rağmen konu edilen destansı başarıya hayran kalmamak mümkün değil!
İnsanı Bilgeliğe ulaştıran bu ağaç mı? Hani iyinin,kötünün ve diğer her şeyin bilgisini veren, ölümlülere Bilgelik kazandıran, her şeyin Annesi, Yaratılış’ın Düzensiz Ruhu’nun enkarnasyonu, tüm Doğal Yasaların Koruyucusu Aşera’nın armağanı olan ağaç?
O beni birden bire
sessiz ve karanlık dünyamdan ayırmış,
ışığa ve sahiden yaşamaya götürmüştü.
Bir ruhum bulunduğunu ancak o zaman fark etmiştim.
Kürk Mantolu Madonna
Sabahattin Ali
İnsan, hayallerine doğru güvenle yürüdüğü ve hayalindeki hayatı yaşamak için çaba gösterdiği takdirde gündelik hayatın akışı içinde aklına dahi gelmeyecek bir başarıya ulaşacaktır.
Birine aşık olmak, gözü bağlı olarak,bir uçurumun kıyısında yürümek demektir. Söylüyorum sana, dünyanın en tehlikeli duygusu aşktır.İnsanları felakete sürükler.
Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba? Bir kız çocuğu kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini. Ama değişim yaşar. Hayat o kızı sürekli değiştirir ve bu değişimlerin hiç şaşmayan bir aktörü vardır: Bir erkek. Şu anda daha huzurlu, daha sevecen, daha anlayışlı başka bir Maya var.
En büyük devrim her şeye rağmen yaşamaktı.Gülmek ise her karanlığa şafaktı.
En Çok Alıntı Yapan Üyeler
Topluluğu besleyen aktif alıntıcılar.
Topluluk İstatistikleri
Toplulukta neler olup bittiğini keşfedin.